Home Page | About Me | References | Photos | In The Press | Movies / Videos | Music | Articles / Makaleler | Manuscripts | Contact Me
 

Articles / Nazan Saatci Gazete Makaleler

1 2 3 4 5 6


NAZAN SAATCI / Kirik D k k Bir ocuk

by Nazan Saatci on Friday, January 21, 2011


Nazan Saatci

Hipnoterapist cikali cok olmamisti, ofiste karsimda oturan bu iri yari adamin basit bir nedenle bana gelmedigini biliyordum.O bir sucluydu, defalarca calmis, yalan soylemis, icerde yatmisti ama henuz katil degildi. Bunu bilmek beni biraz rahatlatmisti.

Donuk bakan mavi gozlerine bakiyorum, hissiz, duygusuz, onu nasil delip gecebilecegimi bilmiyorum.Bir yerlerinde bir cocuk olmali, bir yumusak kalp, ama nerde, yada kalmismi? Onu bana getiren kiz arkadasi, ondan hic vazgecmemis, hala ondan bir hayat yapabilecegini dusunen cok iyi kalpli bir bayan. Oyleyse vardir diyorum, bir umit vardir birileri o kisi icin cirpiniyorsa, her zaman bir umit vardir.

Ismi D.L . Yas kirkiki , kasli bir yapisi var, kendisini butun hayatta basindan gecenlere hazirlamis gibi, gardini almis,dokunulmazligini ilan etmis,kuvvetli ama ruhsuz.Kiz arkadasinin ofise getirme nedeni onu hayata yeniden baslatmak.Gecmisini bilmeden bunu yapamazsiniz. Boyle hastalarin gecmislerini ogrenmek bir psikolog ofisi icin cok zaman alir,duzeltmek ise imkansiz gibidir.Elimde bir sansim oldugunu biliyorum, onu hipnoz edebilirsem onda degisiklikler yapabilecegimi hissediyorum ama bu kolay olmayacak, farkindayim.

Soguk bakislariyla ofisi tariyor, kacip gitmek ister gibi.Bense gulumsuyorum. Hosgeldiz sevgili D., nasilsiniz bugun,. Elimi uzatiyorum, elini sikmam lazim, biliyorum bu onunla ilk kontagim, enerjimi hissettirmeliyim, samimiyetimi gostermeliyim, yoksa basaramam. Elimi sikiyor ama istemeden. Iyiyim dokuluyor dudaklarindan tamamen rutin bir cevap.

Ona hipnoz seansini anlatiyorum. Bilinc altinla konusacagimi ve sorduklarima bir mahsuru yoksa dogru cevaplar almak istadigimi soyluyorum.Hapisaneye yeniden gitmek istemedigini biliyorum diyorum. Bunun icin sana yardim edecegim ama seninde bana yardim etmen gerek.Bu bizim aramizdaki kontrat, ona yardim edecegimi ama onunda bana yardim etmesi gerektigini bilmeli.Hayatini iyilestirmeyi istemeli.

Seansa girmesi zaman alabilir,tekniklerden birini seciyorum,dusundugumden cabuk oluyor.Artik seanstayiz.Geri gidiyoruz, cocukluguna hersey orda olmus, butun sorunlari kucuk bir cocukken baslamis, hep oyle olmazmi, cocuklugumuzda.

D.L. babasiz yetismis bir cocuk, annesi onu cocuklugunda sosyal hizmetler kurumuna birakmis ve hic arayip sormamis. Evlatlik olarak gittigi evde senelerce uvey babasinin dayaklariyla yasamis,defalarca evden kacmis, sokaklarda yatmis, gizli agir islerde calistirilmisti. D.L o gunleri anlatirken o anda o ufak cocuk olmustu adeta. Korumasiz, zavali, kirik dokuk bir cocuk.

Usuyorum diyordu sokakta uyudugu bir gunu anlatirken.Karnim cok ac, burasi dehliz gibi bir yer, karanlik Benim gibi cocuklar var, birisi beni dovuyor, birsey yapmadim ama vuruyor bana. Gozleri kapali terapi sandalyesinde uzanmis bu adama bakiyorum. Terapi oncesindeki eski heybetli gorumu yok, sanki kucuk bir cocuk var sandalyede, aciyi yuzunde goruyorum, yaslar suzuluyor gozlerinin kenarindan, bu iyiye isaret,icime bir mutluluk isigi doldu, iyilesecek, zamani bosuna harcamamisim, tunelin sonunda bir isik gorundu, D.L iyilesecek.

Terapinin dorduncu gunu. Gecmisinde calismaya devam ediyoruz. Artik annesinden nefret ettigini biliyorum.. Sandalye terapisini deniyorum.Bugun annesiyle yuzlestiler,anne rolunu ben ustlendim, konustuk, iki saatin sonunda annesiyle baristi ama seans sonunda mucize beklemiyorum, biliyorum gorevim daha bitmedi.

D.L ve sevgilisi iyi kalpli bayan arkadasinin hikayesi iyi sonla bitti. Evlendiler, D.L iyi bir firmada calisiyor.O hipnozun o kacinilmaz iyilestirme etkisini denemeyi kabul etmis nadir kisilerden birisi.. Disarda binlerce D.L ler var, cocukluklarinda hayatlari mahvedilmis,sevgisiz yetistirilmis,iskence edilmis,karnini gunlerce doyuramamis, sicak bir eve hasret gitmis, hic oyuncagi olmamis, binlerce D.L. Gunler gecmis, buyumek zorunda kalmis, cocuklugunu yasayamamis , simdilerin suclulari arasinda binlerce D.L Insan kotu dogmaz, kotu olur sozunun dogrulugunu bir kez daha hissediyoruz. Kendi ailesinde gordugu baski, sevgisizlik bir anneyi, yada babayi suclu bir evlat yetistirmeye itiyor. Anne ve baba olmak kolay, iyi bir anne baba olmak , iste o oz veri istiyor.

Gelecegimizin yapi taslari cocuklarimiz, pamuklara sarmamiz gereken, fizik ve ruh sagligi dengeli fertler olmalari icin caba sarfetmemiz gereken cocuklarimiz.Bu anlamli gunun Birlesmis milletler tafindan kabul edilip Cocuk Haklari gunu olarak ilan edilmesinin uzerinden yarim asir gecmis ve bu gun hala binlerce cocugun her turlu islerde kullanilarak yasam mucadelesi verdigini, binlercesinin silahlarin namlusu altinda yasam surdurdugunu biliyoruz. Keske bu gunu, sadece bugun degil, 365 gun hatirlaya bilsek, keske bu gune gereken hakki ve cocuklarimiza gereken haklarini layikiyle verebilsek, keske D.L lerin boylesi kirik dokuk olmalarina hic izin vermesek.


NAZAN SAATCI / BIR DOGA MASALI

by Nazan Saatci on Monday, February 21, 2011 at 5:47am


Nazan Saatci

BIR DOGA MASALI

Bir varmis, bir yokmus.Evvel zaman icinde, Gunes in hala en kuvvetli benim dedigi ve kahkahalarla yer yuzune guldugu gunlerden bir gun, sicak Topraga inmis.Oyle inmiski girmis Topragin damarlarina girmis kurutmus Topragin canini. Muhtacmis artik kurak Toprak bir damla suya bile. Catlamis yer yer, cekilmis acimis cani. Muhtac etmis onu bir damla suya, Gunes.

Iste masal kahramanimiz bu topraklarda yasarmis. Adi  Kadin. Kadinin da gonlu kupkuruymus, kuruymus dudaklari catlamis onlarda yer yer ayni Toprak gibi. Gozleri fersiz bakiyormus, nasil anlatmali, bir tuhaf bakiyormus onunda damarlarindaki kani cekilmis, onuda muhtac etmis bir damla sevgiye yanlizligi

Gorunce halini yeryuzunun cok icerlemis Gok Tanrisi Zeus. Kim demis en guclu, goreceksiniz.Ben Zeus um en guclu benim. Ve iste o gun Yuce Zeus goz kirpivermis Bereket Tanricasi Denmetere ve o anda olanlar olmus, karabulutlar kaplayivermis yeri gogu. Hizli hizli yer degistirmis bulutlar.Ruzgar elleriyle itmis onlari, kosusmuslar oraya buraya. Kadin,Birilerinin yagmur dualari bosa gitmedi diye dusunmus.Bir telastir baslamis gokyuzunde.Adeta bir solen, bir senlik hazirligi. Gurlemis Zeus, firlatmis simseklerini, aydinlatmis etrafi bayram mujdecisi maytaplar gibi.Butun bu karsilama Yagmur icinmis. Ve Zeus gondermis Yagmuru bir kac damla yer yuzune.Daha inmeden buhar olmus damlalar.Kizmis Zeus ve yagdirmis,oyle yagdirmiski bardaktan bosanircasina, sirilsiklam olmus herkez,hersey, sirilsiklam olmus Kadin. Oyle yagmiski Yagmur icmis Toprak, emmis doyasiya.

Iste o sirada bir yabanci girmis koye.Adi Adam Ariyormus, birseylerin pesindeymis Adam ama ne ariyormus, neyin pesindeymis bilinmez. Gorunce Yagmuru sasirmis nereye gidecegini.Taa ki kulubeyi farkedinceye kadar.Kadin acmis kapiyi, bakismislar, bakismislar Sonra birseyler akmis Adam dan Kadina, Kadindan Adama.Deniz azmis,belliki Poseydon cok uzaklardaymis..O sirada Deniz yukseltmis dalgalarini salmis sahile.Dovmus dalgalar sahili, dovmus kayalari, sesleri ulasmis kulubeye. Titremis tereddut ve korkuyla Kadin tasacak demis, Deniz tasacak, bir felaket olacak

Inmis yagmur uzerlerine.Bir oh cekmis Toprak altindaki Tohumlar.Once bir oh sonra bir ah cekmisler.Yanmis canlari ama mutluymuslar.Dogurmuslar, surmusler,filizler vermisler.Baslarini cikarmislar Toprak tan, yuzlerine deymis Yagmur damlalari, bir oh daha cekmisler.

Bir oh cekmis kulubede Kadin, pesinden se bir ah. Inmis Kadin in uzerine sevgi ile yagmur gibi inmis Adam. Inmis yagmur gibi yanlizligina. Kurak Topragin Yagmura susuzlugu, ihtiyaci gibi Kadinin ruhu karismis Adama, adaminki Kadina.

Ve safak sokmus sonunda, hersey sut liman.Poseydon geri gelmis, atlamis atli arabasina dolasmaya cikmis.Durulmus deniz.Demeter sevincliymis, goz kirpmis Zeusa..Tohumlar yesermis fidan olma yolunda.Tohumlar Topragin bagrinda acmis, Kadin Adamin bagrinda.

Toprak mutlu, Kadin umutluymus.Gunduzun gecesi, siyahin beyazi gibi her ikiside biliyormus bir gun kurakligin geri gelecegini ama ne Toprak umursamis, ne Kadin.Doganin kanunuymus bu. Dilemisler yurekten bu anin uzamasini boylece,Toprak sukretmis, Kadin sukretmis, her ikiside yurekten tesekkur etmis.Masal bu ya, her masalda oldugu gibi bu masalda bir mutlu sonla bitmis.

Nazan Saatci
Istanbul 1990


NAZAN SAATCI / View of Lost and Found by Karim Khan

by Nazan Saatci on Tuesday, January 25, 2011 at 12:56pm


Nazan Saatci

Nazan Saatci�s View of Lost and Found by Karim Khan

by Nazan Saatci on Tuesday, January 25, 2011 at 12:56pm
Submit Newslink :: Write Article :
Nazan Saatci's View of Lost and Found

Karim Khan , Peshawar: Feb 4 2009

Nazan Saatcisi s creativity radiates itself in her experimental prose that blends nonfiction and parable with imagery of nature, teaching a lesson and gifting compassion to its readers. What moved me to write this appreciation is her view This Forest is Mine, published in Daily Times (January 29, 2009), a story told with all the effulgence of literary flair and beauty of language that complement the appeal to love of nature. Nazan Saatci's View of Lost and Found

Saatci's care for the animal world, living in natural harmony without malice, takes us to the scene of a jungle where we see different creatures living in their niches; but all connected through their common habitat  the forest. There are no intruders on the scene, and so we feel the peace filtering through every sentence of the writer's description depicting the forest life. Then the undesirable happens; bullets are fired and blood is spilt innocent blood of animals that do not hate or kill for fun; the humans have arrived as hunters. Many animals lose their kin; and with the arrival of humans, fear has made its appearance in the forest. The trial passes and fear lingers, also precipitating grief over the loss and anxiety about the future.

The belongingness among the forest's inhabitants, however, continues as Raja  the lion king  assures them of security and survival. A young chimp, who has lost his mother to the human aggression, feels he is lost. Raja makes him see how being lost in the dangerous world is better than being found. Nazan Saatci's criticism on the danger of human destructiveness manifests its meaning in the contrast with the animal world where lost is not lost but safe; safe from human brutality. And in the modern world of thoroughly archived identities and totalitarian monitoring of people's activities, much like George Orwell's 1984, being connected and found both translate into danger and pain. For conscientious souls, perhaps Nazan Saatci's prose is the kind of inspiration to find ways for somehow getting lost.

Tags: Nazan Sacchi, lost and found, this forest is mine, nature

Karim Khan

Peshawar, Pakistan

Karim Khan is a graduate in geology and English literature. He writes in various genres and styles. He is the author of four books and the editor of the print quarterly 'Recovering the Self' (Michigan) - all published under his pen name Ernest Dempsey. He is working on his first novel.


NAZAN SAATCI / FILLER VE COK OZEL BIR ADAM.

by Nazan Saatci on Tuesday, March 1, 2011 at 6:16pm


Nazan Saatci

FILLER VE COK OZEL BIR ADAM.

Hayatimda ilk kez bir fille karsilasmam 1988 yilinda, Hindistanin guneyinde yer alan Seylon da dedigimiz cay ve kahve uretimi ile meshur Sri Lanka adasinda, bir film cekimi esnasinda olmustu.

Firtina Kizlar isimli film, bes cesur kizin ulkelerini kurtarmak icin yaptiklari fedakarliklari konu aliyor, ayni zamanda bes ulkeden bes basrol oyuncusunu da bir araya getiriyordu; Pakistan, Siri Lanka, Nepal, Banglades ve Turkiye. Pakistanli avantur filimlerinin bir numarali yonetmeni Jan Muhammad ile calismak, yillanlardan fillere, timsahlardan buyuk patlamalara kadar her turlu sahneyi cekmek demekti. Nitekim film, bu iddali yonetmen ve kadrosuyla ilerki gunlerde Filipinler dahil bircok ulkeye satilarak gise rekorlari kiracakti.

Hayatimda ilk karsilastigim filin ismi Temboydu. Sahibide yaptigi bir cok filimle oduller almis, hem Sri Lanka hemde cevre ulkelerinde taninan unlu oyuncu Gamini Fonseka. Cekimleri onun ucsuz bucaksiz gorunen cifliginin topraklarinda gerceklestirdik. Temboyu incelerken ilk heyecanim gecer gecmez yonetmene, uzerine cikma teklifini kabul ettigimi soyledim.. Bir fili yakindan gormek, ona dokunmak harika olacakti. Derhal diyaloglarimi da yanima alip fil bakicisininda yardimiyla, yere cokmus bu kocaman sevimli hayvanin uzerine tirmaniverdim...Ama cok gecmeden bu deneyimin can yakan bir tecrube olacagini anlamistim. Filin uzerinde uzaktan ayva tuyu gibi gorunen ince tuylerin her biri aslinda bir dikenden farksizdi..Bir yandan ezberledigim urduca sarkiyi sanki cokta mutluymusum gibi oynayarak soylerken, Nazan, ya kirk katir, ya kirk satir diyordum kendime. Kocaman bir yilani boynuna dolayacagin sonraki sahne sanki daha mi kolay olacak?. Son hizla cekilen sahnelerimden sonra, Mahoud dedikleri fil bakicisinin ikazlariyla apar topar asagiya indirildim. Ogrendimki Tembo bebek yapali cok olmamisti. Bebegi Buca dan uzak kalan anne cok huzursuzdu. Emzirmesi gerekiyordu ve beni her an ustunden atabilirdi.Boyle bir tehlikeyle yuz yuze oldugumdan habersiz durmadan batan dikenlerden huzursuz ama mutlu gorunup gulucukler sacarak sarki soyleyen zavalli ben, bir anda inmekten mutlu rahatlamis derin bir nefes aldim.

Cok gecmeden kucuk Buca cekim yerine getirildi. Dogrusu anne ve oglun bulusma sahnesi cok hostu.Sevinc sesleri ve birbirine dolanan hortumlari gorulmeye degerdi..Gunun geri kalan saatlerinde Buca annesinin ayaklari arasindaki golgede durmayi tercih etti. Hatta gunesin asiri sicakligindan korumak icin Anne fil yerden toprak alarak yavrunun sirti uzerine atiyor boylece yavrunun yakici gunes isinlarindan uzak kalmasini sagliyordu.. Hayvanlarin pratik zekalarina herzaman hayran kalmisimdir.Gunun geri kalan saatlerinde onlari zevkle izledim.

Oyle sevimliydilerki cok gecmeden hayallere daliverdim.Bu guzel adada kucuk bir ciftlik almak, ailesini kaybetmis bir fil yavrusunu evlat edinmek gibi. Ama hayallerim uzun surmedi ve onlarin yemek saatinde tamamen yok oldu. Bakicinin kucuk bir arabayla tasiyarak zorla getirdigi yuzlerce somun ekmegin birkac dakika icinde yok olusunu seyrederken, Tembonun bunu gun icinde defalarca yaptigini da duyduktan sonra, hayatim boyunca bir fili beslemek icin cok calismam gerektigi dusuncesine kapildim ve bu guzel hayale aninda veda ettim..Kucuk kopegim canim Sezarim.. yedigi avuc ici kadar yemek.. dusundumde neyime yetmiyordu ki?

Bu filimden sonra Gamini Fonsekanin politikaya atildigini isittik. United National isimli partiye katilmis oradan da parlementoya secilmis. 1989 yilinda ise Matara bolgesini temsil etmek uzere gorev almis ve poltikadaki ilerleyeyisleri, ulke baskani Chandrika Kumaratunga tarafindan kuzey dogu bolgesine vali olarak atanmasiyla devam etmis.

Gamini Fonseka enteresan bir adamdi. Herkesle sohbet etmez, az konusur, cogu zamanini okuyarak gecirirdi.Onunla cekim esnasinda sohpet eden tek sanatci olmaktan hep gurur duymusumdur. Filimde oynayan sanatcilar; Gita, Sabita,Kavita, Izhar Qazi,ben ve diger cekim elemanlari adina evinde verdigi buyuk davet gunlerce adada konusuldu durdu, basin comertce haberlerimizi yayinladi. Uzerinde Sri Lanka harfleriyle yazili olan,hayatim boyunca hicbirzaman ne yazdiklarini bilme sansimin olmayacagi bu yuvarlak sekilli harflerle adeta suslenmis kapak ve posterlerimi gormek dogrusu bana o zamanlar cok enteresan gelmisti.

Yemek daveti boyunca herkez Gamininin genc ve guzel yeni esini ve son zamanda kucaklarina aldiklari bebeklerini gipta ile seyretti.Goruntuler bu orta yasli adamin hayata yeniden basladiginin ve cok mutlu oldugunun habercisiydi.Gamini karisina adeta tapiyordu, bu her haliyle asikardi. Nazar deymez insallah diye gecirmistim icimden sanki bilmisim gibi.

Seneler sonra Sri Lanka seyahatimde bu masal kahramani gibi adami birkez daha gormek adina, icimde dayanilmaz bir his duydum..Kendimi tanittigim erkek sekreteri telefonda otelime hemen araba yollayacaklarini soyledi.Yarim saat icinde soforu beni oturduklari yeni evlerine goturuyordu bile Vali unvani onun dahada cok sevilmesine yaramisti sanki. Evinin etrafinda beklesen insanlarin arasindan gectik.Bu kucuk adada sanki insanlar onu, hayatlarinin her doneminde sevmeye kurulmus gibiydiler.

Mutlu olmasi gerekirdi halbuki ev karanlik ve yanliz duruyordu.. icerde anlatilamayacak kadar buyuk bir huzun sezdim..Kotu sonla biten mutlu bir film seyrediyor gibiydim. Elimdeki hediyeleri hizmetlisine verip koltugun kenarina ilistim. Cok gecmeden o kalin ve etkileyici sesi duyuldu.Hosgeldin Miss Turkey dedi. Yine sakayla takiliyor, bana eski guzellik yarismalarimdaki unvanimla sesleniyordu.Gozlerinde gordugum tek mutlu isik bu oldu. Sonraki sohbetimiz esnasinda yuzunde baska bir mutluluk isiltisi yakalayamadim. Soforunden duyduklarima gore, karisindan ayrilmisti, genc kadin kucuk kizlarinida yanina alip terketmisti onu. Gamini bu konuyu bana hic acmadi, magrur ve suskundu. Hayatlarinda neler oldugunun da bir onemi yoktu zaten. Koca cinar kollari budanmis gibi yanliz, sessiz, cirilciplak kalmisti ortada. Sonraki gunlerde onu ne zaman hatirlarsam hatirlayim, gozlerinde gordugum huznu hic aklimdan cikaramadim..

Cok sonralari uzucu haberi isittik. Gamini Fonseka, bu kucuk adanin cok sevdigi actor ve valisi 2004 yilinda 68 yasinda Ja Ela daki evinde vefat etmis.Ilk aklima gelen fillerine, guzel alimli karisi ve kucuk sevimli kizina ne olduguydu. Cevabi hicbir zaman bilemedim ama eminimki hepsi cok iyi ellerde yasantilarina devam ediyorlardir cunku o serefli ve cok sevilen bir kisiydi.

Gamini Fonskanin ismini de uzayip gitmekte olan dua listeme ekledim. Bu ozel insanin huzur icinde yatmasini umit ederek.Tembo ve Buca isimlerini de, hergun vahsice oldurulmekte olan orman hayvanlariyla ilgili yazdigim Sita, Bu Orman Bizim isimli cocuk hikayemdeki fil karakterlerime armagan ettim. Hayatimda rasladigim bu ilk filleri, bu cok mesajli hikayemle birlikte birgun olumsuzlestirmeyi dusunerek..

Nazan Saatci

01/10/2009
Calf. U.S.A


NAZAN SAATCI / KARDESIN SANCISI

by Nazan Saatci on Tuesday, March 1, 2011 at 5:58pm


Nazan Saatci

Kardesin Sancisi

oklariniz bilmeyebilir ama Pakistan da T rk kelimesini duyan ocuklarin bile g zleri parlar. Pakistan halki i in T rk kelimesi kardes demektir. T rk kelimesi dostluk, arkadaslik demektir. Ben Pakistan filmlerinde rol aldigim yillarda haberdar olmustum bu sevgiden. Asiri ilgiden sasirmis, ok sevinmis, ama bir o kadarda z lm st m. Pakistan halkinin bu iten sevgisini lkeme duyuramamaktan korkmustum. Nasil anlatsam demistim kendi kendime. Pakistan halkinin T rklere sevgisi bir baska, bu nasil anlatilir ki, sadece hissedilir, oda orda yasarsaniz eger.

Onlar eminim ki beni bas taci ederlerken, bes ayri gazete ayni g n i inde kapak haberlerimi yayinlarken, bu ilginin en b y k nedeni T rk olmamdan kaynaklanmistir. Ne yazikki bizim o d nemki cumhurbaskanimizin ve basbakanimizin benim varligimdan bile haberleri yokken, sevgili Zia ul Hak bana cifte vatandaslik teklif etmis, hanimi orda kaldigim surece benden dostlugunu esirgememisti.

Bu iki  lkenindi birer kurucusu, kiymetli birer kahramani vardi. Pakistanin Muhammed Ali Jinnahi, bizim Mustafa Kemal Atat rk  m z. Iki lkenin dostluk temelleri o yillara dayaniyordu.

Pakistanin en nemli sair, yazar ve d s n rlerinden sayilan Muhammed Ikbal yazdigi yazilarla ve M sl man Hintli m cahitler adiyla yazdigi siirleri sayesinde, Hindistan daki M sl manlari hareketlendirerek Ingiliz s m r s ne baskaldirmalarini saglamis ve Pakistan in kurulusunda b y k tesirler yaratmisti hatta bu y n yle Ikbal, M.Akif Ersoy a bile benzetilmisti. Yine bu vatanperver insanin yaptigi gayretlerle Pakistan b y k fedak rliklarda bulunarak 1.5 milyon sterlinlik maddi yardimi kurtulus savasinda Anadoluya yolladi. Yine bu donemde T rkiye, Pakistan Hindistan savasinda 5 milyon dolar degerinde askeri malzeme yardimini Pakistan a g nderdi. Bu yardimlar bu iki lkeyi adeta kan kardes yapti. Pakistan bu bilgileri okulda ocuklarina gretmekten ka inmadi. Onlar Mustafa Kemal Atat rk  ve bayragimizi ezberledi. Ya biz, bizde bu bilgileri yeni nesillerle paylasabildik mi acaba? Onlara bizim bir kardes M sl man lkemiz var derken yeterince gretici olabildik mi? Bilmiyorum, sadece mit ediyorum ve sanirim her zaman Pakistani yeterince anlatamadigim, o sevginin b y kl g n yeterince duyuramadigim i in z nt l olacagim.


NAZAN SAATCI / ADAM ARIYORDU ONU...VE HAYATI BOYUNCA DA ARAYIP DURDU

by Nazan Saatci on Tuesday, March 1, 2011 at 6:18pm


Nazan Saatci

NAZAN SAATCI YAZDI / ADAM ARIYORDU ONUVE HAYATI BOYUNCA DA ARAYIP DURDU

by Nazan Saatci on Tuesday, March 1, 2011 at 5:48pm
ADAM ARIYORDU ONUVE HAYATI BOYUNCA DA ARAYIP DURDU.

Adam dua etti Rabbine, Bir evim olsa dedi. Cok mutlu olurdum. Bana ait bir ev, pencerelerinde cicekli perdeleri olan, bacasindan duman tuten bir guzel ev

Adamin bir evi oldu ama adam tatmin olmadi  Bu ev cok bos dedi. Boyle mutlu olamam, bir kadinim olmali. Bu eve perdeleri elleriyle dikecek, bana yemekler pisirecek beraberce hayati paylacagim bir kadinim olmali, bu ev cok bos

Adamin bir kadini oldu. Evlendi ama mutlu olmadi. Mutsuzum dedi elerini acip yine Bir cocugumuz bile yok. Halbuki simdi biliyorum beni mutlu edecek sey aslinda bir cocukmus, ne kadar yanilmisim.

Adamin bir cocugu oldu ama adam yine mutlu olmadi.

Mutluluk cocuk sahibi olmakla bitmiyormus dedi kendi kendine. Simdi daha cok endiseliyim, mutlu degilim. Ona iyi bir gelecek veremedikten sonra nasil mutlu olabilirim. Ellerini kaldirdi ve dua etti. Ona iyi bir gelecek istiyorum Allahim. Onun icin daha cok kazanmaliyim, o zaman mutlu olurum.

Mevlasi duydu sesini. Adam disini tirnagina katti ve daha cok calisti, daha cok para kazandi, daha iyi bir gelecek hazirladi cocuguna ve sonradan dogacak olan cocuklarina. Ama birde bakti ki zaman ilerlemis, yas gecmis. Iyi gorunmuyorum dedi adam aynaya bakarken. Ne kadar yasli ve yorgunum, hastayim dacok mutsuzum, genc olsaydim yeniden eminim mutlu olurdum ama bu dilegim kabul olmazartik genc olamam ki artik mutlu da olamam. Mutlu olmak icin ne cok seye ihtiyacim varmis, onlara kavusamiyacagimi biliyorum, bu yuzden ihtimalsizliklerden bir mutluluk yaratmaliyim kendime�

Adam mutlulugun ne oldugunu bilemeden, kendisine verilen herseye ragmen mutsuz bu dunyadan gocup gitti.

Siz bu hikayedeki gibi hayatinizi karamsar yasamayin. Omrunuzu mutluluk arayarak gecirmek yerine, onu yaratmayi deneyin. Siz mutlulugu; gunesin sicacik isinlarinda, lapa lapa yagan karda, yeni acmis tomurcuklariyla etrafi pespembe susleyen bahar dallarinda, rengarek kurumus sonbahar yapraklarinda, civil civil oten kus seslerinde ve butun mevsimlerde hissedin. Aslinda sahip oldugunuz herseyin, nefes alabilmenin bile bir mutluluk oldugunu, sukretmenin bir erdem oldugunu unutmayin. Paylasmanin sevincler yartatacagini, yardim etmenin yureginizi kabartip sizi mutlu kilacagini bilin. Baskalarinin mutlu olmasi icin yapacaginiz her iyiligin size mutluluk olarak geri donecegini aklinizdan hic cikarmayin.

Sevgili dostlarim gelin siz, hayatin sizin icin hazirladigi o buyulu mucizelere acik olun. Mutlulugun sadece yurekte hissedilen ve maddiyatla hic bir ilgisi olmayan bir hal oldugunu kabul edin ve bu isik dogrultusunda hayatiniza yeniden baslayip cok da gec olmadan, onunuzden kayip gecmekte olan mutluluklarinizi yakalayin.

Nazan Saatci

31 Ocak 2011/ U.S.A
Sevgili dostum Muhammet L. Kaya�ya ithafen�


NAZAN SAATCI / IYI HABER�BEN ULSER OLMAKTAN KURTULDUM...AMA�

by Nazan Saatci on Tuesday, March 1, 2011 at 6:20pm


Nazan Saatci

NAZAN SAATCI

* IYI HABER�BEN ULSER OLMAKTAN KURTULDUM...AMA�

Ne zaman bir gazeteye goz atsam, bir televizyon programi seyretsem, fikrimi soylemek isteyip de dile getiremedigim icin bogazima dugumlenen bir kac cift sozumun oldugunu fark etmisimdir. Bunlar aslinda yutkunmayi istemedigim, bagirip cagirmanin aksine satirlara dokerek anlatip mutlu olacagim acizane dusuncelerimdir. Yazmayi ve hitap etmeyi sevenler, okumanin ve gundemi takip etmenin zevkini alanlar, kisacasi o kisiler cok iyi bilirlerki zaman icinde seslerini duyuramaz yutkunup dururlarsa, cok yakindir midelerine vurur ulser olurlar.

Neyse� iyi haber, ben ulser olmaktan kurtuldum. Bundan boyle soyleyip kurtulacagim diye dusunuyorum, tabi eger kalemin o deli sarhosluguna kendimi kaptirip kantarin dengesini kacirmazsam. Ulser de hasytalikmi ki� bas agrisi, sinir kirizleri, kafayi tirlatmak ve tabiki tirlattirmak� daha neler var sirada� Bir tarafta sevgili arkadasim Muhammet L. Kaya adeta siseden cikan bir cin misali �Dusler ve Gercekler� dergisine benden yazilar yazmami isterken, sevgili Cemal Bilge�de hayallerimi gerceklestirmem icin bana bu guzelligi sundu. Aramizda kalsin ama kendisini ne zamandir ac hisseden ben, bu gunlerde bugday ambarina girmis tavuk misaliyim.

�Turk Haberler� benim icin harika bir ziyafet sofrasi. Bu sofrada yer alanlar ise bu kocaman ailenin yazarlari, birbirinden zevkli, istah kabartan yazilari, siz sadik okuyuculari ve acizane ben. Aranizda olmak ne buyuk bir mutluluk, bu guzel lutuf icin sukretmemek mumkun mu?

Siz okurlarimiza layik olmak icin samimi olmak, durust kalabilmek, taraf tutmamak ama her zaman ezilenin yaninda bulunmak benim kendime has ilkelerimden sadece bir kaci olacak. Insallah sizleri bazen huzunlendirip heyecanlandirmak, bazen dusundurup duymadiklarinizi sunmak, icinizden gecenlere tam anlamiyla tercuman olmak, cogu kez de gulumseterek gune baslatabilmek nasip olsun.

Bu guzel ailenin bir parcasi olmaktan gurur duydugumu ifade edip en kisa zamanda gorusmek uzere diyorum� Kucak dolusu sevgiler�.

Nazan Saatci
Subat 2011/ U.S.A


NAZAN SAATCI / TAKDIR-I ILAHI VE AYKIRI BIR GENC KADIN...DEFNE JOY FOSTER...

by Nazan Saatci on Tuesday, March 1, 2011 at 5:34pm


Nazan Saatci

NAZAN SAATCI YAZDI / TAKDIR-I ILAHI VE AYKIRI BIR GENC KADIN DEFNE JOY FOSTER

by Nazan Saatci on Tuesday, March 1, 2011 at 5:34pm

TAKDIR-I ILAHI VE AYKIRI BIR GENC KADIN DEFNE JOY FOSTER

Ismi. Defne Joy Foster

Yasi...henuz cok genc.

Medeni durumu.evli.

Bir kucuk bebegi var birde esi.

Baba yabanci.

Anne. Turk.

Ask evliliginden olma, iki kultur catismasinin ortasinda kalmis melez bir guzel, aykiri bir genc kadin.

Isminin manasi gibi joy belli ki nese getirmis ailesine

Iyi bir show girl, ekran ve sahne onun uygun isi. Defne dogru yerde ekranlarda.

Sadece takdir-i ilahi cokdan yazilmis bu genc kadin icin, yolculuk ona erken verilmis.

Sevgili Defne, o da her canli gibi tiyatrodaki rolunu oynadi ve bir gun onun icinde perde indi.Isiklar sondu. Geriye biraktigi ise yogun bir duygu seli erkranda onu seyredenlere yansittigi sempatik yada antipatik hislerin uzerini kaplayan kasfetli bir huzun.

Aykiri kizin aykiri olumu. Sekil hic onemli degil, o ruhunun aykiri piyesini oynadi.

Belkide bu piyesden olumlu dersler cikmistir bir coklarina sessizce Sevdiniz yada sevmediniz onu ama eminim, hayat dolu olusuna ve esprili kisiligine gipta ettiniz. Simdi o ruhun saygi ve huzura ihtiyaci var.

Guzel yurekli kalemler gorevlerini yaptilar, saygi ve sevgi cercevesinde ve bizim insanimiza yakisan bicimde yazdilar cizdiler. Bazisi naturasinin geregini yerine getirdi...acitti. Nedenin, nicinin ne onemi var ki senaryolar uretip gunaha girmeyelim.  her canli bir gun olumu tadacaktir ve de yazildigi bicimde Enbiya suresi 35.ayet-i kerime.takdir-i ilahi bu.

Defne Joy Foster 1975-2011.

Kisa bile olsa hayata damgasini vurdu ve sevenlerinin kalbinde taht kurdu. Hic merak etmeyin, o kucuk oglu Can Kilic icin her zaman cok sevdigi ve ogundugu annesi olarak kalacak. Esi icinde hayatinin bir donemini paylastigi ozel bir kadin.

Allah dan rahmet uzerine olsun diyelim herkesin basi sagolsun.

Nazan Saatci
Subat 2011/ U.S.A


NAZAN SAATCI / GUNUN ADAMI Pr. DR. ORHAN CEKER...KISI NE CEKERSE DILINDEN CEKER!

by Nazan Saatci on Thursday, March 3, 2011 at 12:39pm


Nazan Saatci

GUNUN ADAMI Pr. DR. ORHAN CEKER.KISI NE CEKERSE DILINDEN CEKER!

12 yasindaydim ilk tacize ugradigimda.

Onlar herhalde en cok dinlenen, en cok inanilan insanlar. Ilk firsatta fikirlerine basvurdugumuz profosorlerimiz bulunduklari yerlere kolay gelmiyorlar. Bu saygin meslek erbablari genelde bilimsel konusmalar yaptiklari icin insanlar tarafindan pek de saldiriya maruz kalmazlar. Onlarin adeta bilgilerinin isiginda yarattiklari bir dokunulmazliklari vardir.

Sel uk niversitesi Ilahiyat Fak ltesi gretim yesi Prof. Dr. Orhan eker'in TBMM'ne sunulan ve "hadim yasasi" olarak adlandirilan kapsaminda "cinsel saldiri su u ile ocuklara ve resit olmayana tecav zden yargilananlarin hadim edilmesini" ng ren tasari icin yaptigi aciklamada soyledigi sozlerin baska yonlere cekildigini acikladi. Profosorumuz ne demek istedi, ne anlasildi butun bunlar daha cok tartisilacak, eminim ama hep birlikte kabul etmemiz gereken bir gercek var. Bu da tahrik unsuru diye soz edilen, dekoltenin bu davranis bicimi ile hic bir alakasi olmadigi. Size kendimden bir kucuk ornek vereyim.

Samsundaydik, sanirim orta okula yeni baslamistim. Asiri zayif oldugum icin cok gelismis, dikkat ceken bir kiz cocugu da degildim. Annem cogunlukla saclarimi iki yandan siki siki orerdi adeta cirkin olmami istermis gibi. Nedendir bilmiyorum,15 yasima kadarda elbise giymeyi reddetmistim. Cevremdeki insanlar bacaklarimin egri oldugunu dusunurlermis, bunu mini etek moda olduktan sonra ve pantolonu atip elbise giymeye basladigim zaman ogrenmistim. Kisacasi ben, 12 yasinda, ciliz, saclari iki yandan siki sikiya orgulu, pantolon giymekte israr eden, utangac urkek bir kiz cocugu ama yinede tacizden kurtulamadim hemde babamin dostum dedigi bir doktor arkadasi tarafindan.

Babamin agzindan kan gelmis yerde yatiyordu, lavoba da yani basinda. Basi donmus, istifra etmis, duserken lavobayida yerinden koparmisti. Haberimiz yok ama mide kanamasi geciriyormus. Boylesi guclu bir adamin yerde caresiz yatmasi annemi korkutmus olmali ki, Nazan diye bagirdigini hatirliyorum. Kos git, Doktor M. amcana haber ver. Tabi o zamanlar 112 acil diye bir servis yok. Kac blok kostugumu su anda animsamiyorum ama muayenehanesi evimize hicte yakin degildi. Nefes nefese varip bir cirpida anlattigimi hatirliyorum derdimizi. Sonra hatirladiklarim M. amcanin beni birden kendine dogru cekip dudaklarimdan optugu ve benim deliler gibi gerisingeri odadan kacip eve kostugum, ustelikde sanki kendi sucummus gibi susmam gerektigini dusunerek, babama soylememem gerektigine kararvererek. Iste bu okudugunuz degisik hisler icine dusmus; saskinlik, ofke, nefret, tiskinti, bulanti hisseden kucuk bir kiz cocugu ve onun hayal kirikligi.

Ilerliyen gunlerde, agzimin sikiligi yuzunden M. amca ailenin doktor dostu olarak kalmaya devam etti ama beni ve ablami onun yanina yada yakinina goturmeye hic bir kuvvet yetmedi. Eminim hepimiz bir hikayemizi hatirladik su an. Hatta birden fazlasini belkide Nedir bu? Nasil bir duygudur bu durtuler? Bir cogumuz bu davranisi anlayamaz. Hayal etmesi bile zordur bizim icin. Bu durtunun esiri olan insanlar ne cahiller ne de dekolteden etkilenirler. Bu insanlarin psikolojik yapilarinda cozulemiyen bir sorunlari vardir. Belki cocukluklarina uzanan, ailelerinden yada cevrelerinden kaynaklanmis psikolojik bir bozukluk. Onlari hakli cikarmak, yapilan bu affedilemez davranislarin cezasini hafifletmek icin bahaneler aramak niye? Cocuklarimizi ve kadinlarimizi bu hayvani durtulerin nedeni gibi gostermek, suclamak niye? Yetmedi, sanki dekolte giyim herkesin ahlaki davranisini bozacakmis gibi konusarak, akli selim, nefsine sahip butun erkek nufusunu suclamak, onlari boylesi asagilamak niye?

Kabul etmeliyiz ki, biz bu normal goruntudeki hasta ruhlu insanlarla icice yasiyoruz. Onlar bazen bizim saygin komsularimiz, patronlarimiz, esnafimiz, gazetecimiz, doktorumuz, ogretmenlerimiz, polisimiz, akrabalarimiz, kocamiz hatta din kisfesi altinda calisan insanlarimiz. Onlar princin icindeki siyah taslar, hep varlar ve var olacaklar, dunyanin her ulkesinde, her dinde ve irkta. Sex durtulerinin esiri olan bu insanlar tabidirki toplumlari karalayamazlar, mensup olduklari meslekleri karalayamazlar ama bizlerde onlari gormemezlikten gelmeyelim. Onlari ortaya cikarabilmek, takibe alabilmek icin tacize ugrayan insanlara kolayliklar yaratalim, her meslek yerinde ve devlet kurumlarinda tacizciyi ve tecavuzcuyu sikayet edebilecegimiz telefon hatlari acalim. Devlet olarak bu konunun uzerine giderek ceza sistemimizi gozden gecirelim. Ozellikle devlet sektorlerinde hatta ozel sektorlerde calisacak elemanlara psikolojik testler uygulamak, eline silah verdigimiz sahislarin psikolojilerini denetlemek, baska cozumler aramak ve uretmek gibi

Anne ve cocuk gelecek neslin temel taslaridir, onlarin ruh sagligini korumak bu suclularin azalmasi demektir. Kurban duruma dusen, korumaya herseyden daha cok hakki ve ihtiyaci olan cocuklarimiz ve kadinlarimizin ruh sagligi adina, caresizlik, ofke ve tiksinti duygularini gelecek nesillere yansitmamalari adina duyarli olalim beyler, careler uretelim. Sucu dekolteye atip arkasina saklanmayalim.

Nazan Saatci

Subat 2011 / U.S.A


NAZAN SAATCI / ROBIN HOOD KADIR

by Nazan Saatci on Tuesday, March 1, 2011 at 5:10pm


Nazan Saatci

ROBIN HOOD KADIR.

12. yuzyil Ingiltere sinin Nottinghamshire bolgesinde Kral in Sherwood Forest adinda bir ormani ve bu ormanin da cok sevilen bir halk kahramani vardi. Yesil ve kahverengi tonlarin hakim oldugu kiyafeti ve onu tamamlayan dar bale pantolonlu goruntusu ile beyinlerimize cakilmis bu kahramanin ismi Robin Hood idi ve o devrin en iyi okcusuydu. Gercekmiydi hayalmiydi bilinmez ama Robin Hood isimli bu karakter gunumuze kadar gelmis sevilen bir halk kahramanidir. Bu ismin bu kadar uzun yasamasinin bir nedeni vardi elbette. Onu bu kadar basarili ve unutulmaz kilan sadece haydut grubunun basi olmasi degil, sempatik karakteri, guclu ve acimasizdan alip fakire dagitan onurlu calismalariydi. Defalarca yazilip cizilen Robin Hood ve arkadaslari dunyada bircok kez filme cekilmis, her defasinda da gise rekorlari kirmisdir.

Birkac haftaya kadar Star TV ekranlarinda seyredeceginiz Izmir Cetesi karekterleri belki ganimetlerini atlarin uzerinde ele gecirmeyecek, ok atmayacak, bale pantolonlari giymeyecekler ama onlar yine de modern yuzyilin Robin Hood lari olacaklar.

Pastel Film Yasar Irvul un yapimciligini ustlendigi Izmir Cetesi dizisinin basrolunde uc guclu karakter rol aliyor. Cemal (Kadir Inanir) anahtarcilik yapan durus bir esnafken, ailesi icin biriktirdigi parasini Karsiyakali Selami (Mustafa Ustundag) ve Goztepeli Ates (Kenan Ece) ikilisine kaptirir. Parasini geri almak isteyen bu durust aile babasi cok gecmeden Cete reisi Cilingir Cemal olup Izmir Cetesi nin kurulmasina neden olur. Izmir Cetesi dizisi, onumuzdeki gunlerde iyiler ve kotuler mucadelesi halinde gelisecek olaylarla, akla gelmedik rastlantilar, karmasik iliskiler, birbirini takip eden acikli, sevincli durumlar ve supriz sonlarla seyirciyi ekrana baglayacak.

Kadir Inanir Izmir Cetesi ndeki rolu icin, degisik olmasi beni etkiledi diyor, senarist arkadasimiz Alican Yaras bu calismada bize eylenceli bir konu sundu, benim icin farkli bir calisma olacak. Turk seyircisi bu guclu oyuncuyu senelerce ciddi meslek ve karakterlerde seyretti. O bazen polis, bazen savci, bazen aga, bazen durust bir halk karakterini canlandirarak Turk halkinin vazgecilmezi, Yesilcam in krali oldu ama hic Cete reisi yani Robin Hood Kadir olmamisti.

Star TV ekrani araciligiyla bu uc karizmatik adamin kurdugu Izmir Cetesi ni Subat sonu itibariyle evlerimize misafir ederek onlarin dustugu durumlarla zaman zaman gulup, zaman zaman dertlenecegiz. Dizi boyunca guzel sehrimiz Izmir i kose bucak goruntuleyecek olan kameraman Gurol Beser, Izmir de calismanin bir ayricalik oldugunu soylerken, yonetmen Murat Seker, ekipte birbirinden profesyonel oyuncularin rol aldigini ve cok iddali olduklarini dile getiriyor.

Bu bitirim uclunun sac ayaklari, Muro karakteri ile gonullerimizde taht kuran sempatik oyuncu Mustafa Ustundag ve emin adimlarla kariyerinde ilerleyen, oyunculuk tahsilini yurt disinda yapmis bir jonumuz, Kenan Ece. Filmin diyer oyunculari; Nusret Cetinel, yillarin eskitemedigi Bizim Evin Halleri dizisinden de hatirlayacaginiz Ankara Devlet Tiyatro oyuncusu ve yine Izmir, Ankara ve Sehir Tiyatrolarindan ve dizilerden tanidigimiz odullu sanatcilarimiz; Ani Ipekkkaya, Erkan Sever, Selin Sekerci, Fulden Akyurek, Oya Unusta ve yurt disinda oyunculuk egitimini tamamlayip Fransa ve Viyana da bircok Tv- Sinema calismalarina imza atan Lila Gurmen.

Mustafa ustundag Kurtlar Vadisi ndeki Muro karakterini oyle sevimli yorumladiki nerdeyse teror orgutlerine sempati duymamizi sagladi. Simdi bu uc karizmatik ve basarili oyuncu belli ki bize Cete yi sevdirecekler hadi hayirlisi diyip ekran basina diyoruz, siz sakin patlamis misirlarinizi hazir etmeyi unutmayin.

Diziyi internetten takip etmek isteyenler icin: http://www.izmircetesi.org/

Nazan Saatci

Subat 2011 / USA

1 2 3 4 5 6